Dolar 8,6484
Euro 10,1511
Altın 493,13
BİST 1.390
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kars 25°C
Parçalı Bulutlu
Kars
25°C
Parçalı Bulutlu
Çar 22°C
Per 23°C
Cum 14°C
Cts 19°C

Ali Canip Olgunlu yazdı: Onlar veli idiler deli değil!

Araştırmacı-Yazar, Anadolu Kültür Tarihçisi ve Türkolog Ali Canip Olgunlu, Kars’ın unutulmayan simaları Ali ile Durdağı’yı yazdı. İşte Olgunlu’nun o yazısı;

Ali Canip Olgunlu yazdı: Onlar veli idiler deli değil!
A+
A-
15.10.2020
ABONE OL

Kars şehrimizin meczupları olan Ali ve Durdağı‘nın heykellerinin yapılacak olması beni ve onlarla zaman geçirmiş olan tüm Karslıları son derece mutlu etmekle birlikte duygulandırmıştır.

Yaşı elli ve üzeri olan özellikle de Kaleiçi mahallesinde yaşamış hemşerilerimiz, onlarla sık sık Evliya Camii‘nin hamuşanında(mezarlığında) karşılaşmışlardır. İstikan bahçesi, fayton pazarı, hamamlar bölgesi ve ara ara millet bahçesi bölgelerinde ansızın çıkarlardı karşımıza.

Her daim yan yanaydılar. Ali baskın karakterli Durdağı’ya karşı; Durdağı ise Ali‘ye teslim olmakla birlikte derin derin izlerdi Ali‘nin gözlerinden ancak kendi gönül gözü vasıtasıyla.

Ali dışa yönelik sert tavırlı gerektiği zaman. Durdağı ise dingin her zaman.

Haftalık hamam günlerimizde evliya camisi önünden geçip giderken annelerimiz ve neredeyse tüm mahallenin kadınlarıyla dua ederdik büyük siyah taşın önünde pir Hasan el-Harakânî‘ye…

Ali ile Durdağı da izlerlerse bizi, can kulaklarıyla da dinlerlerse duamızı.

Ablam Sakine‘ye aşıktı bilge olan Ali…

Rahmetli babam da ‘sana vereceğim Sakine‘yi’ der eğlenirler ve savuştururdu Ali‘nin gönlündeki fırtınayı.

Yanlarında şehrimizin özgür, cesur köpekleri dolaşırdı. Köpekler insanlardan ürker ama onların yanında sessiz kalırlardı.

Bu şehrin gökteki bekçileri, zaman zamanda akşam vakti sessizliğe bürünen caddelerinin bando şefleri kargalardı.

Ali onlara doğru kafasını kaldırıp bakarken, Durdağı elinden düşürmediği bastonu (asasını) yukarı doğru savururdu.
Durdağı‘nın fötr şapkası ve ceketinin her yerine taktığı rozetleri renk renk idi. Renksiz gibi görünen ama iç dünyalarının muazzam renkleri ile bize renk katan Ali‘yi özlüyorum.

Benim rozet merakım Ali‘den gelmektedir. Durdağı‘nın elinden düşürmediği bastonu, onun Veli kimliğinin manasıymış meğer! Bunu tasavvuf dünyasına girdiğimde anladım elbette.

Keşke onlarla bu kimlikle sessiz sessiz zaman geçirebilseydim.

Ali ve Durdağı yan yana, başlarının üzerinde bilge kargalar dolaşırken…

Yanlarında şehrin cesur ama onların yanında sakin köpekleri…

Bir ara karşıdan şehrin bir başka portresi olan Soysal abi salına salına yürür. Bir adam düşünün ki yürüyen lakin adeta dans etmekte…

Soysal‘a doğru bakan Ali ve Durdağı hiç bir zaman bizim gibi Soysal‘a ‘neden böyle yürüyor’ demedi.

Çünkü onlar ‘neden bu böyle’ demeyecek kadar veli idiler; deli değil…

Ali ile Durdağı…

ETİKETLER: ,