DOLAR 8,2364
EURO 10,0327
ALTIN 484,933
BIST 1441,33
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kars 22°C
Çok Bulutlu

Boğaziçi Üniversitesi ile geçmişe yolculuk

05.02.2021
A+
A-

12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat darbelerini yaşayan bir vatandaş olarak, Boğaziçi Üniversitesindeki öğrenci olaylarından endişeleniyorum. Aynı zamanda sinirlenmemek elde değil.

Geçmişte defalarca seyrettiğimiz filmi, hiç ders almamışçasına yeniden seyrettiriyorlar ve biz geçmiş yönetimlerin işledikleri hataları işlemek üzereyiz.

Geçmişte darbecilerin kullandıkları ana malzeme gençlikti. Gençleri kullandılar, birbirlerine düşman ettiler, amaçlarına ulaştıktan sonra onları katlettiler, ağır hapis cezalarına çarptırdılar.

Demokrasinin nefesini kestiler. Başta TBMM olmak üzere, bütün demokratik kurumları kapattılar. Halka işkenceler ettiler, hemen herkesi fişlediler, ABD emperyalizmi ve iş birlikçi sermayenin taleplerini karşıladıktan sonrada ülkeye, askerin vesayeti altında sözde demokrasi getirmiş oldular.

AK Partinin Türk demokrasisine yaptığı katkıların en önemlisi, siyasetin askeri vesayetten kurtarılması olmuştur.

ABD emperyalizminin bölgemiz ve ülkemiz üzerindeki hesapları ile devletimizin dış politikaları birbiri ile çatışmaktadır.

ABD, 1 Mart tezkeresinin Mecliste reddedilmesini halen içine sindirebilmiş değil. O günden bugüne kadar seçimlerde diğer partilere destek olmuş ancak AK Parti’yi bir türlü yerinden oynatmaya gücü yetmemiştir.

AK Parti‘yi seçimle yerinden oynatamayan ABD, bu defa FETÖ üzerinden 17-25 Aralık olayları, MİT Başkanı Hakan Fidan‘ın tutuklanmak istenmesi gibi sebeplerle, Tayyip Erdoğan‘a karşı darbe girişimlerinde bulunmuş oldu.

12 Eylül darbesinin tadı damağında kalan ABD, ordu içerisindeki FETÖ‘cülerle 15 Temmuz darbesini gerçekleştirmek istedi, onu da beceremeyince uluslararası gücüne dayanarak ülkemizi güçsüzleştirmek, yalnızlaştırmak, itibarsızlaştırmak yoluyla AK Parti iktidarından kurtulmak istiyor.

Ancak ne yaparsa yapsınlar Tayyip Erdoğan‘ın taviz vermeden dik duruşu, yine bütün planlarını alt üst etmeye yetmiş oldu.

ABD, şimdilerde pandeminin yarattığı olumsuzlukları fırsata çevirip, kendi ülkesinin halkı ve dünyanın diğer halkları aleyhinde kullanmaya çalışıyor.

Ülkemizde 15 Temmuz‘da başaramadığı darbe girişimini, bu defa 12 Eylül şartlarını yaratarak denemek istiyor.

Ekonomik olarak gıda tekelleri vasıtasıyla halkı bunaltmanın peşindeler. Artan bir işsizlik var. Her gün bir şehit haberi alıyoruz, Meclis muhalefet partilerince çalıştırılmıyor. Meclis çalışmalarını tıkamak ve siyaseti sokağa dökmek isteyen sözde dostlarımız var.

Buna benzer şekilde Boğaziçi Üniversitesinden başlamak üzere yeniden sokak çatışmaları yaratmak isteyen ABD var…

Bilindiği gibi şu anda rektörlerin atanması Cumhurbaşkanımızın yetkisindedir. Çok kısa zaman öncesine kadar rektörler bu şekilde atanmış ve önemli bir itirazla karşılaşılmamıştır.
Boğaziçi rektörü atanınca,” Yok efendim olmaz. Biz kendi rektörümüzü kendimiz seçeceğiz. Zaten rektör yetersiz biri.”

İşin ilginç tarafı bu protesto eylemlerine öğretim üyelerinin de katılmasıdır. Merak ettiğim, rektöre karşı öğretim üyeleriyle, öğrencileri kısa zamanda birlikte örgütleyen güç kim?

Rektör çalışmaya başlamadan, bu bizi idare edemez kararına hep birlikte nasıl varılıyor. Çok iyi bir doktor olursunuz ancak hastaneyi yönetmekte başarılı olamazsınız.

Ayrıca eş cinsel birkaç provokatöre Kabe‘nin resmine hakaret ettirmek, okuldaki inançlı öğrencileri bu provokasyona dahil etmek içindir.

Olaylar diğer büyük şehirlere de sıçratılmış bulunuyor. Yaygınlaşan öğrenci olaylarının, işsizlik, pahalılık ve bazı ekonomik protestolarla birleştirilmesi devletimiz açısından tehlikeli bir sürecin başlatılması demektir.

Devletimiz, sağlıklı bir duruşla, sağlıklı bir düşünceyle, şiddeti en son düşünerek, 12 Eylül darbesini sürekli göz önünde bulundurarak, etrafımızdaki dost ve düşmanları yeniden bir incelemeye tabi tutarak yeniden ABD‘nin neşesini kursağında koymalıdır.

ALLAH MİLLETİMİZİ VE DEVLETİMİZİ HER TÜRLÜ ŞERRE KARŞI KORUSUN. AMİN.

YORUMLAR