Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

6 ŞUBAT DEPREMLERİNİN BİRİNCİ YILI – “Büyük deprem”de kucağına aldığı kızını “asrın felaketi”nde toprağa verdi

– Malatya’da 14 Haziran 1964’te meydana gelen depremde kucağına aldığı kızı Fikriye’yi Kahramanmaraş merkezli depremlerde kaybeden Nazime Yalınkılıç, kızının fotoğraflarıyla teselli buluyor

- Malatya'da 14 Haziran

MALATYA (AA) – YETER ERDİNE – Malatya'da yaşayan 80 yaşındaki Nazime Yalınkılıç, "büyük deprem" diye bilen 14 Haziran 1964'teki afette doğan kızını Kahramanmaraş merkezli depremde yitirmenin acısını yaşıyor.

Nazime ve Aliseydi Yalınkılıç çiftinin en büyük çocuğu Fikriye Yalınkılıç, 14 Haziran 1964'te meydana gelen Malatya depreminde dünyaya geldi. Ardından 5 çocukları daha olan ailenin depremde doğan kızları Fikriye Yalınkılıç (59), 11 ili etkileyen "asrın felaketi"nde hayatını kaybetti.

Nazime Yalınkılıç, AA muhabirine, kızını depremde kaybetmenin acısını halen unutamadığını belirtti.

Malatyalıların "büyük deprem" olarak hatırladığı 1964 yılındaki afette kızı dünyaya geldikten sonra ailesiyle uzun süre çadırda yaşadıklarını anlatan Yalınkılıç, şöyle konuştu:

"Bebekle hastaneden çıktık. Annemlerin evlerinin bulunduğu mahalleye geldik. Evin bahçesine çadır kurulmuştu. Çadıra bebeği koyduk. Sonra annemler 'mahalleye bir bakalım' dedi. Mahalledeki 3 kadının deprem nedeniyle öldüğünü öğrendik. 3 gün Malatya'da kaldık, sonra Hekimhan'a döndük. Bebekle dönünce Hekimhan'da yakınlarımız karşıladı bizi, sevindiler."

Acılı anne, 6 Şubat 2023'teki depreme küçük kızının evinde yakalandığını ve kızı Fikriye'nin öldüğünü çocuklarından öğrendiğini dile getirerek, kızını son kez görememenin büyük üzüntüsünü yaşadığını kaydetti.

– Birinci depremden sonra evlerine çıkmışlar

Fikriye Yalınkılıç'ın kardeşi Süleyman Yalınkılıç da ablasının oturduğu evin ilk depremde yıkılmadığını anlatarak, "Biz ablamızı enkaz altında ummuyorduk. Çünkü birinci depremde yengem kendisiyle konuşmuştu. Eşiyle üşüdüklerinden ikinci deprem olmadan önce eve girmişler. Birinci depremde evleri yıkılmadığından orada ummuyorduk, evin yıkıldığını bile bilmiyorduk. Üzüntüsü anlatılamaz, yaşayan iyi bilir." ifadelerini kullandı.