DOLAR 8,2364
EURO 10,0327
ALTIN 484,933
BIST 1441,33
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kars 19°C
Gök Gürültülü

ABD ve çürük demokrasi

11.01.2021
A+
A-

ABD 1990‘lı yılların başında, Demir Perde ülkelerinin çökmesi neticesinde dünyanın jandarmalığını üstlendi.

Varşova Paktı kendini feshetmesine rağmen NATO varlığını sürdürüyordu. Zamanın NATO Genel Sekreteri, NATO‘nun bundan sonraki devamını İslam ülkelerinin varlığına bağlıyordu.

İran ve Afganistan‘da olanlar ABD‘nin gözünü korkutmuştu. Ayrıca ABD, NATO sayesinde yayılmacılığını kolaylaştırmış oluyordu.

Avrupa devletleri bugün ABD‘nin bu tavrı karşısında kendi askeri bloklarını oluşturmak istiyorlar. ABD ve batılı emperyalist ülkeler, dünyada uygulamak üzere yeni bir görüş geliştirmiş oldular.

Bu görüş ekonomide serbest piyasa ekonomisini, globalleşmeyi ve özgürlükleri savunan bir görüş olarak özetleniyordu.

Aslında bu üç görüşün dünyanın mazlumlarına verecek hiçbir şeyi yoktu. Her üç görüş de uluslararası tekelci sermayeye hizmet eden görüşlerdi.

Bu üç görüşten en masum görüneni demokrasi, insan hakları, özgürlüklerdi. Tekeller, dünyada özgürlük rüzgarları estireceklerdi.

Körfez ülkelerinin kralları, şeyhleri zaten ABD ile birlikteydiler. Geriye Kuzey Afrika‘nın kral ve diktatörleriyle birlikte Irak, Afganistan, Suriye gibi ülkeler kalıyordu.

Hepsi de demokrasiye çok uzaktılar. Önce bu demokrasiyi bilmezlere demokrasi satmak gerekiyordu. Bunun içinde bu ülkeler işgal edildiler ve ABD‘nin demokrasi götüreceği ülkelerin hepsinde iç savaş çıkarttılar.

İnsanlar Kaddafi‘yi, Saddam‘ı mumla aramaya başladılar. İnsanlar, ABD demokrasisinin bir aldatmaca olduğunu anladılar, ancak kendilerine ve ülkelerine onarılması çok zor zararlar vermiş oldular.

ABD‘nin demokrasi ihraç etmeye kalkışması demek, ABD‘nin demokrasiyi de bir meta olarak görmesi demektir.

Demokrasiyi içselleştiren bir ülkede hakka hukuka riayet edilir.

Virüs ortamında sadece parası olanları tedavi etmek, parası olmayanları caddelerde ölüme terk etmek, dünyanın en zengin ülkesi olmasına rağmen fakir fukaraya sahip çıkmamak, halkı talana teşvik etmek…

İnsanların ekonomik taleplerinden kurtulmak için ülkede ırkçılığı yaygınlaştırmakla demokrasinin bir ilgisi olamaz. Böyle bir demokrasi, olsa olsa sınıf demokrasisi olur.

En son ABD seçimlerinde kaybeden Trump’ın, Temsilciler Meclis binasını taraftarlarına bastırmış olması, ABD demokrasisinin ne kadar zayıf bir temel üzerinde inşa edildiğinin göstergesidir.

Bu durumda demokrasi adına, ABD‘nin işgal ettiği ülkelerin, ABD‘ye, “Buyurun demokrasinizi geri alın. Verdiğiniz mal çürük çıktı” demeleri gerekiyor.

Yani emperyalizme karşı gerçek demokrasi için direnmek…

ETİKETLER: ,
YORUMLAR